** from Hürriyet (abbreviated)
Assos ya da günümüzdeki adıyla Behramkale (Behramköy), Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin yıldır yaşamını sürdüren bir yerleşim yeri. Balığı ve kalamarıyla ünlü Assos, ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte bir cennet.

Tarihi evlerden oluşan köyde, Ortaçağ mimarisini andıran yapılar arasında dolaşıyorsunuz. Tepelerde binlerce yıllık taşların üzerinde yürürken, pırıl pırıl denize karşı kurulmuş olan bu antik kentin sakinlerinin, ne kadar şanslı olduklarını düşünüyorsunuz. Yıkıntıların arasında geçmişin izlerini ararken, burnunuza çarpan kekik kokularını da görmezden gelemiyorsunuz bu arada.

MÖ.VII yüzyılda Midilli'den gelen Methymnalı'ların kurduğu sanılan Assos'ta ilk kazılar, 1881-1883 yılları arasında, Clark ve Bacon başkanlığındaki Amerikan kazı ekibince gerçekleştirilmiş. Ancak yıllar sonra 1980 yılında, Prof.Dr.Ümit Serdaroğlu başkanlığındaki Türk arkeolog ve uzmanlardan oluşan bir ekip, tekrar başlamış kazılara. Sonuçta, yılların emeği ile ortaya Antik Tiyatro gibi muhteşem eserler çıkmış.

Yeniden başlayan kazı çalışmaları, köyün hareketlenmesine neden olmuş. Limanda yer alan yapılar, orjinal mimarisinin bozulmamasına dikkat edilerek onarılmış ve böylece köy, 500 kişiyi ağırlayabilecek bir kapasiteye ulaşmış. Temiz havası, denizi, balıkçılığı ve Ören yerine olan bağlantısıyla şipşirin bir tatil beldesi oluvermiş. Bugün İstanbul ile Assos arasında günde 10 otobüs seferi yapılıyor.

Hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre uzunluğunda bir surla çevrili. İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.

Athena Tapınağı
İÖ 530'da, Akropol'ün en yüksek yerine (236 metre yüksekte)kurulmuştur. Assos kalıntılarının en önemli yapısıdır. Dorik üslupta olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatıaltı frizi vardır. Yanlarda 13'er, ön ve arkada 6'şar sütunla çevrili pepiteros planındadır (bir dizi sütunla çevrili).

İki basamaklı podyum, günümüze ulaşabilmiştir. Kazılarda ana bölümde bulunan Helenistik Dönem çakıl mozaik döşeme ve sunak, daha sonra yok olmuştur. Tapınagın kabartmaları, Paris, Boston ve İstanbul Arkeoloji müzelerindedir. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimari kalıntılar, çevrede görülebilir.

Agora
Akropol'ün güney yamacındadır. Çevresinde dönemin resmi yapıları yer almaktaydı. Agora Tapınağı'nın, İÖ II. yüzyıldan kalıntıları görülebilir. Bu yapı daha sonra kiliseye dönüştürüldüğünden, özgün planı hakkında bir bilgi yoktur.

Bouleuteiron (Meclis)
Agora'nın doğusundadır. Kürsü, heykeller ve küçük anıtsal yapılardan oluşuyordu.

Gymnasium
İÖ II yüzyılda yapılmıştır. Agora ile batı kapısı arasındadır. Dört yanı Dorik üsluptaki sütunlarla çevrili, taş döşeli bir avlu biçimindedir. 32X40 m ölçülerindedir. Girişteki yarım daire şeklindeki basamaklar, günümüze ne yazıkki ulaşamamıştır. Kuzeydoğusunda Bizans döneminden kalan bir kilise ile güneybatısında da bir sarnıç bulunmaktadır.

Tiyatro
İÖ II yüzyılda Agora'nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde çok yıkıktır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olara, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir.

Stoa
Önü sütunlu, üstü örtülü galerilerdir (revak). Biri Agora'nın kuzeyinde, öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin İÖ III yüzyılın sonunda ya da II yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı, Dorik üsluptadır. Alt katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler görülebilmektedir.

Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlıydı. Orta katta 13 dükkan bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı.

Nekropol
Helenistik ve Roma dönemlerindendir. Nekropol'ün batı ve doğu kapılarını bağlayan yol boyunca, mezar ve anıtlar sıralanmıştı. Batı kapısının kuzeyinde, Publius Varius'un mezar kalıntıları bulunmaktadır.

Hüdavendigar Camii
XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksek bir tepeye kurulmuş görkemli bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının kullanılmış olması ilginçtir. İçten çok yıkık durumdadır. Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.

Behramkale Köprüsü
XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli yan gözler 7 metre, orta göz 15 metre yüksekliğindedir. Köprü bugün kullanılmamaktadır.

NASIL GİDİLİR?
Assos'a kara ve havayoluyla gitmek mümkün. Türk Hava Yolları, yaz ayları boyunca haftada iki kez İstanbul-Çanakkale seferi düzenliyor. Kara yoluyla gidilirse eğer, İstanbul'dan 6 ila 8 saat, İzmir'den de 3 ila 4 saat sürüyor. Eceabat-Çanakkale arasında saatte bir vapur seferi yapılıyor. Kuzeyden Çanakkale tarafından Ayvancık ilçesini karşıya bağlayan 17 kilometre uzunluğunda dar ve virajlı asfalt bir yolla Assos'a ulaşılıyor. Güneyden ise İzmir yönünden Küçükkuyu'dan kıyıya inen ve deniz kıyısını izleyen asfalt bir yan yolla limana geliniyor.

Truva Seyahat (0212 658 36 41): Her gün, saat başı Ayvacık'a otobüs mevcut. Bilet fiyatı 2,5 milyon lira. Ayvacık'tan Assos'a ise minibüs ile ulaşıyorsunuz.

Ayrıca tur ile gitmek isterseniz, Gezievi Assos'a haftasonu turları düzenliyor. Gezi programı şöyle: İstanbul’dan Cuma akşamı hareket ediliyor. (Hareket Saati : Kadıköy Haldun Taner 23.30 - Taksim AKM 24.00 - İncirli Ömür 00.15)

Cumartesi : Otobüs, sabahın erken saatlerinde sakin, dingin bir tatil yeri olan Assos’a varıyor. Deniz kenarında yapılan kahvaltıdan sonra pansiyonlara yerleşiliyor. Kamp yapmak isteyenler ise deniz kenarındaki kamping alanına çadırlarını kuruyor. Öğlen yemeğine kadar, Assos’un küçücük bir çanakta toplanan tatil merkezini gezip, denize girebilirsiniz. Öğle yemeğini yedikten sonra saat 17.00’e kadar yeniden deniz keyfini yaşıyorsunuz. Behramkale’ye çıkıp, köy kahvesinde o doyumsuz manzara eşliğinde demli çaylarınızı yudumlayabilirsiniz.

İkibin yıl önce felsefenin en derin sorunlarını çözmeye çalışan insanların yaşadığı yerlerde gezdikten sonra, günbatarken antik yolda bir saat sürecek bir yürüyüşe başlıyorsunuz. Akropolü, Athena Tapınağını, kenti kuşatan surları, tiyatroyu yakından görüyor ve Assos limanına kadar iniliyor. Akşam yemeği ve eğlence...

Pazar : Sabah deniz kenarında keyifli bir pazar sabahı kahvaltısı ve ardından deniz. Öğle yemeğinden sonra saat 14.30 gibi İstanbul’a dönüş yolcuğuluğu başlıyor. Dönüş yolunda M.Ö 3000 yılında kurulmuş Troya ziyaret ediliyor.